top of page


“Talihsiz Âşık Veysel”: Karanlık Dünya ve Sansür
Bakışımızı geçmişe doğru çevirdiğimizde karşımıza beyaz perdede süzülenler kadar, onun dışına itilmiş, kesilmiş ve susturulmuş imgelerin de varlığı çıkar. Türkiye sinemasının tarihsel sürecine dikkat kesildiğimizde, yalnızca estetik ve sanatsal bir alanın bitişiğinde iktidarın kendini temsil ettiği, “yurttaşını” kurduğu ve toplumsal hafızayı düzenlediği bir ideolojik beyaz perde çıkar karşımıza.

Selin Sungar
19 Tem10 dakikada okunur


Bizi Gördüğünü Söyle
Görmek, farkında olduğumuz en basit deneyim aracıdır. Uyandığımızda ilk önce görüyoruz ve aslında o andan itibaren tekrar uykuya dalana kadar bakışımızla dış dünyayı kendi özel alanımız haline getiriyoruz. Her zaman beklediğimiz otobüs durağından evimizin kapısına, sürekli geçtiğimiz sokaktan yıldızlara kadar her imgeyi tek tek kaydediyoruz. Bütün bu imajların belli bir uyum içinde organize edilmesinin ardından oluşturduğumuz mekân, içinde yaşadığımız dünyayı, yani etrafımızı

Atahan Okay Uğur
5 Tem6 dakikada okunur


Nature as Female Subjectivity: Deconstructing the Romantic Sublime in Hamnet
Maggie O’Farrell’s novel Hamnet explores a couple who have endured the tragic loss of their child and examines how grief shapes both their individual identities and their relationship, while simultaneously foregrounding their inner struggles. Their lost child, Hamnet, serves as the inspiration behind Shakespeare’s world-famous play Hamlet and functions as a central point of reference for both Agnes and her husband, William Shakespeare. Although the couple might appear to cons

Ekin Alpan
7 Haz7 dakikada okunur


Hang the DJ: Building and Breaking the System of Surveillance
Introduction When technology was not as developed as it is today, individuals would meet through friends, in institutions such as school, work, or in an entirely spontaneous and “destined” ways. However, with the development of technology to respond to social needs, these interactions have evolved into a digital world in a much faster and broader manner. In this new world of neoliberal digital culture, platforms play a crucial role in shaping individuals’ socialization and fo
Hazal Turanlı
31 May6 dakikada okunur


On the Body that Hurts: A Meditation on Pain, Language and the Unlivable
Begin here, at the simplest possible place. A body. A hurt. The tooth that wakes you at three in the morning, the grief that arrives without announcement, the dull accumulating pressure of a life that has not gone the way the life was supposed to go. We begin here not because these are trivial examples but because they are irreducible ones. They cannot be thought away. They cannot be deferred to a later chapter. The body that hurts is always already the most insistent fact, t

Ece Karadağ
24 May13 dakikada okunur


İktidar ve Utanç
Ailelerin çocuklardan öğrenmesini beklediği temel bir duygudur utanç, eylemin yanlışlığının dışa doğru bir kabulünü içerir. Bir çocuk eyleminden utandığında ailesi artık bu hareketin yanlış olduğunu kanıksadığına inanır. Utanmak, çoğu zaman dışarıdan bir baskının sonucudur, özü itibariyle bireyin toplumla çatışmasının bir ürünüdür. Toplum olmasa utanmak olmaz. Tabii ki burada bireyin de topluma katılırken bu denetimi içselleştirdiğini es geçmemek lazım. O zaman utancı iki uns

Kemal Sarp Cömert
9 May5 dakikada okunur


Kolektif Günahımız: Ignavi
“Under the brown fog of a winter dawn, A crowd flowed over London Bridge, so many, I had not thought death had undone so many.” T.S. Eliot’un Çorak Ülke şiirindeki bu dizeler, Londra Köprüsünden geçen sabahçıların yaşamlarını Dante’nin cehennemine gönderir. Dante’nin Cehenneminin 3. Kantosunda geçen “Aklımın ucundan bile geçmezdi, ölümün bunca insanı yenik düşürmesi” ifadesi, 600 yıl sonra Eliot’un şiirinde, bu sefer modernitenin ruhsuzluğunu vurgulayarak tekrar canlanır; zir

Atahan Okay Uğur
2 May5 dakikada okunur


Mübtedinin Ayak Sesleri
Dar koridorun dört yanından gelen topuk sesinden, yaklaşan kişinin arkasında mı önünde mi olduğunu anlayamadı. Zaten önünü arkasını bilecek bir durumda değildi artık. Ne yaşadığından emin değildi ne yaşayacağını hiç tahmin edemiyordu. Öyle hatırlamamak gibi değildi onun ne yaşadığını bilmemesi sanki hiç anlamamış gibiydi başından geçenleri, sadece olayları ve sırasını biliyordu, üzerinde bir etkisi olmuş gibi görünse de aslında sadece rol yapıyordu, hayatı boyunca yalan söyle
Ahmet Yerlioğlu
6 Mar4 dakikada okunur


Psyche ve Analiz
Masayı masa yapan statik bir özünün olmadığını kabullendikten sonra aynı bakışı kendimize de yönelttik. Günümüzde kimliklerimizin üstümüze giydiğimiz bir kıyafetten ibaret olduğunu ve artık ''Ben kimim?'' sorusuna verebileceğimiz bir cevabımızın olmadığını hissediyoruz; cinsiyetim, mesleğim, yaşım, dış görünüşüm, içine doğduğum kültür beni tanımlamıyor ve sürekli değişiyorlar. Bunların her biri birer dinamik, ilişkisel yapılar ve ''ben'' dediğim şey de bu yapılardan oluşmuş b

Umut Karagül
13 Şub4 dakikada okunur


Kötülüğün Değil Aidiyetin Sıradanlığı
Bir eylemin, özellikle kötü olarak değerlendirilen bir eylemse, gerçekleşmesinin ardından eylemin sahibi tarafından şu sözler günlük hatta sıklıkla kullanılır: “Bunu yapmak zorundaydım” “Ben de böyle olsun istemezdim” “Elimden bir şey gelmiyordu” “Herkes böyle yapıyor” “Bana söylenen buydu, bilmiyordum…” Bu kalıpların arka planını biraz kurcalarsak sanki Spinoza’nın taşa bilinç atfetmek üzerine olan metaforunun tam tersini görüyoruz. Havaya fırlatılan taşın bir bilinci olsa

Atahan Okay Uğur
26 Ara 202511 dakikada okunur


Reaksiyonerizmin Zaman Anlayışı: Foucault ve Schmitt Üzerinden Geçmişin Politikleştirilmesi
Modern siyasette geçmiş artık salt bir hatırlama meselesi değil, bir mücadele alanıdır. Yıllardan beri süregelmiş geçmiş, ilerlemeciliğin kendi içinde modernleşme uğruna çabalayan politik dinamiklerine karşı reaksiyon verme noktasında bir araç olarak kullanılmıştır. Reaksiyonerizm işte tam bu noktada içerisinde sağlam düşünsel temeller barındırmadığından ötürü ideoloji olamamış ama politik-nevrotik bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Reaksiyoner düşünce, siyasal zamanı gelec

Alp Fındıkçıoğlu
19 Ara 20255 dakikada okunur


İki Şehrin Hikâyesi: Troya ve Mycenae Üzerinden Bir Kimlik Karşılaştırması
Yale Üniversitesinden Profesör Donald Kagan, Antik Yunan Tarihine Giriş derslerinden birinde şuna benzer bir şey söylemişti: “Eğer 1700’lü yıllarda, zamanının en entelektüel çevrelerine gidip Troya veya Mycenae hakkında bir şeyler sorsaydınız, muhtemelen size şöyle diyeceklerdi: “Seni aptal! Bunların hepsi masaldan ibaret; Homeros’un anlatmış olduğu uydurma hikayeler, gerçek değiller.” Fakat Schliemann adında bir “aptal”, Homeros’a inanmayı seçti.” Bunu ilk duyduğumda, sanırı
Serpil Beşiktaş
12 Ara 20257 dakikada okunur


Zıtlıklar ve Denge
ZITLIKLAR VE DENGE Evrendeki düzeni düşünmeye başladığımda birbiri ardınca sıralanan zıtlıkların dengesinin büyüsüne kapılıyorum ve düşündükçe daha da içine çekiliyorum. Tek bir kelimeyle evreni nitelendirecek olsam buna “denge” diyebiliyorum ama bu denge, hareketsiz bir taşın sessizliği değil; birbirini çeken ve iten güçlerin bitmeyen devinimidir. Bir an için düşünelim; geceyi söküp alan sabah, aslında karanlığa yaslanarak yükselir. Açlık, tokluğu; susuzluk, bir yudum suyu

Asya Gül Savaş
14 Kas 20252 dakikada okunur


David Lynch Sinemasında Postmodern Yapı
Giriş 1970’lerden sonra sinema dünyasına postmodernizmin girmesiyle büyük bir değişim yaşandı. Geleneksel Hollywood anlatıcılığı yavaş yavaş sorgulanmaya ve aşılmaya başlandı. Postmodern sinema, modern sinemanın “auteur” kavramına karşı bir çeşit esneklik getirdi. Yani anlatı ve film türleri sabit değil, izleyiciye de yorum alanı bırakılmaya başlandı. Modernist sinema, yönetmenin estetik anlayışını net bir biçimde yansıtmasına, tutarlı ve bütünlüklü bir yapı kurmasına dayanır

İlke Ezgi Kuru
26 Eyl 20256 dakikada okunur


Anlamsızlık Üzerine Deneme
Hayatın bir anlamının olup olmadığı ve varsa ne olduğu sorusu kimseye yabancı olmayan bir soru ve olumsuz yanıtı da sanıyorum ki bugün en yaygın olanı. Hepimizin ergenlikten itibaren boğuştuğu, melankolik akşamlarda dostlarıyla tartıştığı, bazılarımızın unuttuğu veya aşmayı başardığı, üzerine sayısız şarkı, film, roman yazılmış, filmler çekilmiş bir yanıt bu. Bugün birine hayatın anlamsız olduğundan yakınmak, eğer dindar biriyle konuşmuyorsanız, anlamı sizin inşa etmeniz gere

Ataberk Yıldız
22 Ağu 20258 dakikada okunur
HODOS
bottom of page
