top of page

Devrimci Bir Sanat: Grotesk Akım ve Hamamböcekleri

  • Yazarın fotoğrafı: Kemal Sarp Cömert
    Kemal Sarp Cömert
  • 22 Ağu
  • 5 dakikada okunur


Mihail Bahtin’e göre; “Grotesk gerçekçiliğin temel ilkesi itibarsızlaştırmak, yani yüksek, ruhani, ideal, soyut olan her şeyi yukardan aşağıya indirmektir; yukarıdakileri maddi düzeye, çözülmez bütünlükleri içinde dünya ve bedenin alanlarına aktarmaktır.” 


“Grotesk” kavramı, ideal biçimden ya da yerleşik estetik gelenekten saparak, biçimsel olarak çirkin, abartılı, deformasyona uğramış veya formları belirsiz imgelerin yaratımını ifade eder. Hem karnavallar gibi eğlencelere hem de dini-mitolojik motiflere dayanan groteskin resim sanatında ilk örnekleri dünyada ve ülkemizde orta çağa dayanmaktadır. 



(1) Kuranda geçen ve hadis kitaplarında kıyamet alameti olarak değerlendirilen Dabbetül Arz
(1) Kuranda geçen ve hadis kitaplarında kıyamet alameti olarak değerlendirilen Dabbetül Arz

Grotesk kiliselerde dünyaya karşı korku yaratarak İsa’ya sığınmaya teşvik için kullanılmıştır.  Bu yaratıklar inananlar için bir uyarı görevi görerek, katedralin dışında kalan kötülüğü temsil etmektedirler (Öndin, 2020: 139). Aynı şekilde Osmanlı minyatür sanatında da groteskin dini anlatıları dünyevi hale dökerek “Allah korkusu”na yönlendirdiği söylenebilir. Grotesk çıkışını korkuda bulsa da biçimsel absürtlüğü onu komik bir hale de getirmiştir. Ancak bu gülme aslında bilinmezliğin karşısındaki gerginlikten oluşur. Kendisine bir o kadar benzeyen bir o kadar da farklı figürler insanı paradoksal bir ruh haline sokar.






(2) Floransa'daki Palazzo V4ecchio'da bulunan Rönesans dönemi grotesk fresklerinin bir örneği
(2) Floransa'daki Palazzo V4ecchio'da bulunan Rönesans dönemi grotesk fresklerinin bir örneği

Grotesk Klasik döneme hakim olan kanonik ölçü ve kalıpları reddeder. İnsan hayvan, insan makine melezleri veyahut insanın ve objelerin ölçülerini bozarak bir yabancılaşma yaratır. Bu yönüyle kimlikleri, sıfatları, kavramları bozan grotesk bizim de kimliğimizi sorgulatır ve kendimize yabancılaştırır. Ölçü ve kalıpları yıkarak duyguları en saf ve şiddetli halleriyle gösterebilen grotesk, kendimizi gözlemleme olanağı sunar. (Ek - 1)



Son birkaç ayda ülkemizde sosyal medyada popüler olan Hamamböceği akımının grotesk akımın bir devamcısı olduğunu gözlemlereyerek bunu irdeleme ihtiyacı hissettim. Her ne kadar gerçek sanatçıların elinden değil yapay zeka araçları yardımıyla oluşmuş olsalar da Groteskin kullanıldığı konular toplumun bilinçaltını, toplumun esas dertlerini gözlerimizin önüne seriyor. Zira rüya gibi biçimi ile Grotesk en derin hissiyatların yeryüzüne çıkmasını sağlıyor.


Yapay zeka bir bakımdan sanatı değersizleştirdiği için eleştirilirken öte yandan sanat üretimini herkes için yaygınlaştırdı. Bu videolarda göze çarpan bir unsur sanatın uzun süredir güncel ve halka içkin konulardan ne kadar uzak olduğu. Örneğin futbol maçında kendisinden yüzlerce kilometre uzakta bir takımı tutan insanların "kütüğün neresi" videolarında eleştirisi, küreselleşme ve teknolojinin sağladığı uluslararası medya tüketimini de kapsayan küçümsenmeyecek bir tema. Veyahut hamam böceği üstünden toplumsal normlara aykırı davranışların eleştirisi; sıra kapma, yüksek sesli müzik dinleme, dolandırıcılık ve hatta elitlerin eleştirisi sanatımızda bu konulara yönelik açlığın halkta ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor.



Bu videolarda görebileceğimiz başka bir unsur mekansal tasarım. Videoların çoğu kalabalık şehirlerde ve apartmanlarda geçmekte. Dış tasarımı oldukça yalın olmasına karşın binaların içi geleneksel motiflerle bezenmiş. Bu da groteskin paradoksal yapısına bir örnek oluşturuyor. Köyden kente göç, küreselleşme ve yerel çatışmasını video konusundan bağımsız biçimde görebiliyoruz.Deleuze ve Guattari’ye göre, molar yapılar mevcut modelleri taklit eden ve belirli sınırlar içinde işleyen süreçlerdir; buna karşılık moleküler süreçler, bu modellerin dışına çıkarak yenilik ve dönüşüm üretir. Bu bağlamda insan yaşamını deneyimleyen hamam böcekleri ve bu karşıtlıklar moleküler süreçlerdir. Liberalizm altında birbirinden koparılmış ev ve iş hayatını, mesai ve mesai dışını (ulaşım çilesi örneğin) sentezlemesi ile hakim bir anlatıyı bozmaktadır. Bu açıdan bu videoların devrimci bir yönüne de değinebiliriz.



Dünya kupası gündeminde hamamböceklerinin kullanıldığı önemli bir akım “Demokratik Kongo”ya yönelik hazırlanmış bir müzik eşliğinde Kongo destekçisi hamamböcekleriydi. Bu videoların Türkiyede üretilmesi ve müziğin Türkiyeden bir parodi sanatçısına ait olması çok ilginç bir durum. Burada halkımızın mazlum milletlere desteğini görebiliyoruz. Avrupalı rakiplerine karşı desteklediğimiz kardeş gördüğümüz, ligimizde oyuncuları bulunan Kongo ile kurulan bu bağ çok kıymetli. Grotesk sanatın kimliklere yönelik yıkıcı etkisinden bahsetmiştik. Bu videolar da milliyet ve vatan olgusunu sorgulatan cinsten. İnsana benzeyen ama önemli ölçüde farklılaşmış bu figürler insanların vatana ve millete yabancılaşmasını da gözler önüne seriyor. Sınırlar ve uzaklıklar muğlaklaşıyor. Enternasyonal bir dayanışma kuruluyor. 


Akımın bir aşamasında hamamböceği videoları izleyen hamam böcekleri ile karşılaştık. Bu grotesk yabancılaşmanın gelebileceği en son haldi. Esasen bu videolarda dalga geçilen eleştirilenin yine bizler olduğumuzu yüzümüze vuruyor. Üst sınıf zevklerden mahrum bırakılmış, yeşil alanlardan koparılmış, betonda tozda ve pislikte yaşayan biziz. Güldüğümüz de üzüldüğümüz de biziz. 


Yakındığımız bizim hayatlarımız. Toplu taşımada sıkış sıkış giden, zurna dürüm yiyen, çiğ köfte yiyen, işten okuldan yorgun argın dönüp o videoları yaşayan, üreten, izleyen bizleriz. Fakat ne sorunlarımızı çözebiliyor ne de yaşamımızı yönetebiliyoruz. Saatlerimizi, yollarımızı, çarpık kentleşmemizi güç, servet ve iktidar sahipleri belirlerken absürd görünse de hamamböceklerine düşündüğümüz kadar uzak mıyız? 


Bizleri hamamböceği gibi görenler yok mu? Değersiz, pis, çarpık görenler… 


Yazıyı bitirmeden akımın çıkış noktası da hatırlanabilir. Esasen “cockroach” ifadesi twitter ve redditte Türklere karşı Balkan ve Avrupalı devletlerden kullanıcılar tarafından hakaret olarak kullanılıyordu. “Karaboğa” ifadesi gibi Türklerin Beyaz dolayısıyla Avrupalı olmadığını Türklerin Araplara ve Siyahilere daha yakın olduğunu, yerleşimci olduğunu, hamamböceği gibi çok ürediğini ima eden ırkçı kullanımlarda buluyoruz. Bu ırkçılık bir bakıma mizahla karışık olsa da Avrupa’da hala mevcut ırkçılık, Türkofobi ve Türkler üzerinden İslamofobiyi önümüze seriyor. 


Türkiye'nin sosyal medya kullanıcıları ise bu hakaretlere karşılık vermek yerine sahiplenmeyi seçerek hakaretleri etkisiz hale getirdiler. Hamamböceğini bir ulusal sembole dönüştürdüler. “Sen bana beyaz değil diyorsun, Avrupalı değil diyorsun, siyahlarla bir tutuyorsun; oysa ne Avrupalı olmak övünülecek bir şey ne de siyah olmak yerinilecek bir şey, tam tersi biz bununla gurur duyarız” şeklinde belirtilebilecek bir zihniyetle sosyal medyada bu kimlikleri sahiplendiler. Bu sahiplenme aynı zamanda kavramsal olarak farkında olmasa da ülkemizin Groteski ne kadar benimsediğini gösteriyor


İşte bu ters yüz etme, hamamböceğinin bir hakaretten simgeye çevirdi. Hamamböceği artık bizlere bir ayna işlevi görmeye başladı. Başkalarının “aşağılık” gördüğü bu böcek, sokaktaki insanın kendi sesini bulduğu ortak bir yüze dönüştü.



Tarihimizde Grotesk sanatın birçok örneği mevcut. 15. yüzyılda Orta Asya’da yaşadığı rivayet edilen Mehmet Siyahkalem’in resimleri en kıymetli örneklerini bize sunuyor. İpek yolunda yük taşıyan “Demon”ları resmettiği çalışması günümüz Hamamböceği akımına biçimsel olarak benziyor.


Antik Yunan’da “tanrı, güç, kader” anlamlarına gelen “daimon”lar sadece iyi ya da kötü ruhlar değil, tanrılar ile insanlar arasında aracı bir konumda yer alan ilahi veya doğaüstü varlıklar olarak görülüyordu. Budist, Hristiyan ve İslam kültüründe iblis, cin, div, dev gibi karşılıklarını görebileceğimiz genellikle bu dinlerde kötü anılan Demonlar Siyahkalem’in resimlerinde ne iyi ne de kötüydü. 


“Fakat Siyah Kalem’in demonlarına geri dönecek olursak burada keskin bir iyi-kötü tasviri olmadığını söyleyebiliriz. Her ne kadar demonlar pek çok kültürde bilinmeyene karşı duyulan açlığı besleyip korkunun tadını vadetseler de, bu resimlerde adeta bizi fantastik bir dünyadaki gündelik hayatlarına davet ediyorlar. Onları göçebe hayatın gündelik akışı içerisinde ağaç kesip sohbet ederken, kazan temizleyip içki içerken, müzik aleti çalıp dans ederken ya da belli şamanik ritüeller içinde görüyoruz. Tamamen insana özgü eylemleri, insansı ama bir o kadar da insandan uzak grotesk bedenleriyle gerçekleştiren bu figürlere baktığımızda kötü ruhlu canavarların izdüşümleri ile irkilmektense, neredeyse kendilerini günlük rutinlerine kaptırmış insanları izlemenin rehavetini hissederiz.“ (3)


Bugün Hamamböcekleri, dün demonlar, yarın belirsiz. Groteski yaratan da bu belirsizlik. Grotesk bir gelenek değildir. Grotesk her zaman değişen bir dışa vurum şeklidir. Hayat gibi o da sürekli bir değişim içindedir hiçbir kalıba sokulamaz. O yüzden diğer tarzlarda öne çıkan ölüm korkusu Groteskte yaşam korkusu olarak karşımıza çıkar. Yalnız, yaşayanlar ölümden korkar. Grotesk ise şunu sordurur: Yaşıyor muyuz sahiden?




Ekler:


  1. Walter Benjamin, öznel bireyselliğe dönüş imkânlarını bilinçdışı ve rüyanın imkânlarından olduğunu düşünmektedir. Bireyin akli, kesin ve açık olan sınırları belirsizleştirmesi, kapitalizmin meydana getirdiği fragmanter yaşamın içine deneyim bütünlüğüne ulaşmanın olası imkânı halini almaktadır. Kolaj rüya benzeri zaman mekân kırılmalarını, bilinçdışının ifadesi olarak rastlantısallığı oluştururken, grotesk olana izin veren form abartıları, onların meydana getirdiği deneyimleri sunmaktadır. Bu kapsamda groteskin gücünün özellikle beden imajı üzerine olduğu söylebilir. (9)   



Kaynakça


1 -  Dâbbetü’l-Arz. Falnâme, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi,  H. 1703, vr. 22b 

2 -   Salihoğlu, Burçu. "Gülmeden Grotesk Etkiye." İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi 2.3 (2016): 47-59. 

4 -  Engin, Ü. M. E. R. "GROTESK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER VE RESİM SANATINDA GROTESK FORMLAR Öz." 

5 - Doğan, Hatice. "Bir Sınır Aşımı Olarak Grotesk İmge ve Türk Resmindeki Yeri." İnönü Üniversitesi Kültür ve Sanat Dergisi 11.2: 461-472. 

9 -  Engin, Ü. M. E. R. "GROTESK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER VE RESİM SANATINDA GROTESK FORMLAR Öz." 






 
 
bottom of page