Meillassoux Dosyası-1: Spekülatif Materyalizm
- Yavuz Geçer

- 5 Eyl
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 Eyl

1967’de Paris’te doğan Quentin Meillassoux, antropolog Claude Meillassoux’nun oğlu olarak entelektüel bir çevrede büyüdü. École Normale Supérieure’de aldığı felsefe eğitimi sırasında Hegel ve Marx’a yoğun biçimde yöneldi; bunu “gençliğimde diyalektik sevgisi beni içten içe yiyip bitirdi” şeklinde dile getirir. O yılların hâkim felsefi atmosferinde mutlak hakikatlerin bilinemeyeceği, felsefenin kesin cevaplardan vazgeçmesi gerektiği düşüncesi yaygındı. Meillassoux ise felsefe tarihine baktığında bunun tersini görüyordu: filozoflar her zaman hakikatler ve zorunluluklar hakkında konuşmuşlardı.
Onun düşünce yolculuğu bu havaya karşı bir arayış olarak şekillendi. 1997’de Hegel uzmanı Bernard Bourgeois danışmanlığında yazdığı doktora tezi İlahi Yokluk (L'inexistence Divine) bu arayışın başlangıcı oldu. Tez konusunda yazdığı şu satırlar ne yapmak istediğini gösteriyor:
“On procède à une rédefiniton des notions de contingence et de necessité en démontrant que seule la contingence de ce qui est ne peut elle-même être contingente. Il en résulte des conséquences non-quelconques pour l'êtant, qu'il s'agit d'analyser d'un point de vue tant théorique que pratique.”
Türkçesiyle: “Olumsallık ve zorunluluk kavramlarının yeni bir tanımına varmak üzere yol alıyoruz; bu amaçla, sadece (var)olanın olumsallığının olumsal olamayacağını ispat ediyoruz. Bu ispattan varolan için herhangi-türden-olmayan sonuçlar çıkıyor ve bu sonuçları teorik olduğu kadar pratik veçheleriyle çözümlüyoruz.” (çev. Kağan Kahveci)
Bu satırlar ilk bakışta paradoksal görünen ama onun felsefe programının dayandığı temel: doğa yasaları dâhil olmak üzere hiçbir şey zorunlu değildir; tek zorunlu olan, zorunsuzluğun/olumsallığın kendisidir. Burada dile getirdiği iddia, daha sonra Sonluluğun Sonrası’nda (Après la finitude) farklı argümanlarla sistematik hale gelir.
Sonluluğun Sonrası’nın başlangıç noktası, Evveliyat (l’ancestralité) argümanı ile arkhe-fosil (archifossile) örneği üzerinden modern felsefenin en güçlü eğilimi olan korelasyonculuğun eleştirisidir. “Korelasyonculuk düşünce ile varlık arasındaki ilişki dışında bu terimlerden birine diğerinden yalıtık erişemeyeceğimizi öne sürer”; “Ya zihni dünyaya açılışına hapseder ve sonuç olarak ‘kendinde’-mutlak-, bu zihinden zorunlu olarak kaçar ya da düşünce-varlık korelasyonunu mutlakın kendisiyle özdeşleştirir, ama bu mutlak artık çeşitli şekillerde öznelleştirilmiştir (öznemsicilik/subjectalisme).” “Böylece nesnellik için gerçek kıstas, münferit bir öznenin temsilleri ile şeyin kendisi arasındaki tamuygunluk (l’adéquation) değil öznelerarasılık (l’intersubjectivité) yani bir topluluk içindeki mutabakat olur.” Meillassoux bu korelasyonel döngünün dışına çıkmak için bir hamle yapar.
Onun için felsefe diğerlerinin anlamadığı anladığında değil tam da diğerlerinin anladığını anlamadığında işlemeye başlar. Şeylerin nihai nedenini anlayamama hâli, gerçekte şeylerin nihai bir nedeni olmadığını yani nedensizliğini anlayabilmeyi sağlıyor. Bu budalalıktan, herkesin paylaştığı o “saçma sorular sorma yetisi”nden yani felsefenin kökenindeki saf spekülasyon arzusundan olumsallığın zorunluluğuna varılır. Düşünce bu bağlamda nesnelliği bir mutabakata bağlamadan, yalnızca “bizim için olanı” değil o “büyük dışarıyı” hakikatin kendisini bilebilme iddiasına cüret eder ve etmelidir de.
Peki nedir bu “spekülatif materyalizm”? Sırasıyla spekülasyon ve materyalizm kavramlarının Meillassoux çerçevesinde nereye oturduğunu açıklamaya çalışalım.
Kant’a kadar felsefe bir anlamda spekülasyondu. Gerçekliğin kendisine, hakikate dair “budur” şeklinde çelişmezlik ilkesi dahilinde söylenen postülatlar. Platon için ideler, Spinoza için töz, Leibniz için monadlar vb. Kant ‘spekülatif akıl ile deneyimin sınırlarını asla aşmamamız’ konusunda uyararak bir set çekti. (Saf Aklın Eleştirisi, B xxiv) Kant sonrası felsefenin temel meselesi değişti: Artık hangi tözün gerçek olduğunu sormak yerine, hangi ‘korelasyonun’ esas alınması gerektiği sorulmaya başlandı. Başka bir deyişle mesele, hakiki tözselliği kim düşündü sorusundan çok, en uygun bağlılaşık (correlat) yani özne-nesne, bilinç-içerik ya da dil-referans ilişkisinin hangisi olduğu sorusuna dönüştü.
Meillassoux ise felsefenin spekülatif yönünü, korelasyoncuların eleştirdiği gibi metafizik olmayan ama korelasyonları da mutlaklaştırmayan bir mutlak ortaya koymak için kullanır.
“Materyalizm”inde ise madde zorunlu yasalarla damgalı bir şey olarak tasavvur edilmez; ona göre yasalar da onları yasasızca üretebilen bir zamanın -hiperkaosun- ürünüdür. Mutlak olan ne zihin ne tözsel bir madde ne de atomlardır, hiperkaotik zamandır; bu yüzden bugün “doğa yasası” dediğimiz şeyler de bir vazo kadar olgu düzeyinde ve olumsaldır: şimdiki gerçeklik, ex nihilo beliriveren olguların, nitelikler grubunun üst üste dizilişidir: hiperkaotik zamandan ex nihilo zuhur eden cansız madde, üstüne yaşam ve üstüne düşünce.
Düşünce bu mutlağa deneyimsel sezgiyle değil, bir tür entelektüel, zihinsel görü(intiution) ile özellikle matematikle çalışan bir kavrayışla yaklaşır (Cantor transfinite/sonluötesi); bu kavrayış, hiperkaotik zamanın birbirine indirgenmez, toplam oluşturmayan katmanlarını tasavvur etmeyi mümkün kılar. Bu kavrayışa göre geçmiş ve şimdi belirlenmiş olsa bile, gelecek radikal bir açıklıktır. Geleceğin önceden tayin edilmemiş olması, felsefenin asıl ufkunu oluşturur. Öyle ki bu radikal açıklıktan ölüler ve diriler için adaleti sağlayacak virtüel olan ve sonradan gelecek olumsal bir Tanrı bile doğabilir.
Sonuçta spekülatif materyalizm hiper kaotik zamanı “mutlak” kılar: her şey başka türlü olabilirdi ve hâlâ olabilir…
1. Meillassoux, Q. (2023). Sonluluğun Sonrası Olumsallığın Zorunluluğu Üzerine Deneme (çev. Kağan Kahveci). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
2. Meillassoux, Q. (2022). Spekülatif Materyalizm Varlık, Zaman, Adalet, Din Bilim (çev. Kağan Kahveci). Pinhan Yayıncılık.
3. Meillassoux, Q. (2024). Quentin Meillassoux: İlahi Yokluk: Açılış Argümanı (çev. Kağan Kahveci). Cogito Gelecek, 114-115, s.265-270. Yapı Kredi Yayınları
4. Meillassoux, Q. & Ravini, S. (2024). Söyleşi: Geleceğin Arkeolojisi (çev. Nalan Kurunç). Cogito Gelecek, 114-115, s.270-295. Yapı Kredi Yayınları
5. Meillassoux, Q. & Mackay, R. & Hecker, F. (2022). Spekülatif Nağmeler: Quentin Meillassoux ve Florian Hecker Hiperkaos Söyleşiyor. (çev. Kağan Kahveci). Terrabayt. Erişim adresi https://terrabayt.com/dusunce/spekulatif-nagmeler-quentin-meillassoux-ve-florian-hecker-hiperkaos-soylesiyor
6. Meillassoux, Q.& Kahveci, K. & Çalcı, S., (2021). Söyleşi: “Üstün Onurumuz Ortak Budalalıktan Gelir”. (çev. Kağan Kahveci). Artı Gerçek. Erişim adresi https://artigercek.com/arti-yazi/quentin-meillassoux-ustun-onurumuz-ortak-budalaliktan-gelir-256300h
7. Kant, I. (2022). Arı Usun Eleştirisi. (çev. Aziz Yardımlı) İdea Yayınevi
8. Meillassoux, Q. (1997). L'inexistence Divine. Essai sur le dieu virtuel [Doctoral dissertation, Université Paris 1 Panthéon-Sorbonne]



